‘Üçgen filmi’nin öncüsü olabilir
Korkuda farklı gelenekleri izlermiş gibi yapsa da bunların hiçbirinin kaynağına inmeyerek yeni bir şeyin peşine düşen yapıt, ‘üçgen filmi’ adlı bir alt tür ya da alt-alt tür doğuruyor. Bunun da ana sebebi “Kanlı Mesai” ve “Dehşet Tüneli” ile türe hakimiyetini ispatlayan Chris Smith’in “Şeytan Üçgeni” ile ‘beklentileri dağıtan’ bir bakış açısının izini sürmesi aslında. Böylece karşımıza temelini korku ustası Hitchcock’a dayayan yenilikçi ve devrimci bir film modeli çıkıyor.
İngiliz korku sineması, 2000’li yıllarda “Cehenneme Bir Adım” (“The Descent”, 2005) ile başlayan çıkışında kimi kazalara uğradı uğraması; ancak tür konusunda özgünlüğün kalbinin ülkede attığını asla reddetmeyen bir duruş sergiledi her daim. Bu durumu sağlayan isimlerin en belli başlısı ise Christopher Smith. Öyle ki yönetmen, kendisinden önce çıkış yapan Neil Marshall’ın yapamadığını yapabileceğini ispatlıyor son filmi “Şeytan Üçgeni” ile. Tabii Tom Shankland, Paul Andrew Williams, Michael J. Bassett gibi dikkat çekici isimlerin de işlerini es geçmemek lazım derim.
Yeni neslin en çok önemsenmesi gereken korku yönetmeni
Chris Smith, sinemaya ilk girişini 2004’de “Dehşet Tüneli” (“Creep”) ile yaptı. Metroda geçen bir slasher filmi olan yapıt, atmosferiyle ve şehir hayatının sıkıştırıp dışarı fırlamasına izin vermediği ve hatta içinde doğurduğu katil prototipiyle dikkat çekiyordu. Bunu yaparken ülkenin klasik korku filmlerinden “Raw Meat”e (1972) de saygılarını göndermeyi de ihmal etmiyordu.
2006’da çektiği “Kanlı Mesai” (“Severance”) ise o ‘ormana gelip vahşi katillerce katledilen insanlar’ formülünü baz alsa da asla seyircinin beklediği gibi gitmeyip bir istismar filmi parodisine dönüşüyordu. Ana karakterlerinin iş adamı olmasından başlayan senaryo dönüşleri, filmi politik taşlama adı altında okunur hale getiriyordu.
Lafın özü Chris Smith, korkuyu iyi bilen ve alanda yeni şeyler üreteceğini ispatlayan bir yönetmene dönüşmüştü kısa sürede. 2009’da çektiği “Şeytan Üçgeni” (“Triangle”) ise bu durumun en büyük adımı olarak anılabilir.
Yeni bir alt tür doğuruyor
Eser için korku sinemasında daha önce görmediğimiz yeni bir tür örneği yorumu yapılabilir. Korkunun kendi içinde ihtiyacı olan o özgün kanı, bu filmle bulduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır. Öyle ki “Şeytan Üçgeni”, aslında slasher filmi, zaman yolculuğu filmi, klonlama filmi, perili ev filmi, gotik film gibi alanlardaymış gibi göz kırpıyorsa da burada yapılan tamamen yeni bir şey. Chris Smith’in korkuya tam anlamıyla yeni bir alt tür kazandırdığını söylersek de yanlış yapmış olmayız.
Öyle ki burada ana karakterin bakış açısından kuruyor hikayeyi yönetmen. Bu da Nicolas Roeg’un “Büyü”sü (“Don’t Look Now”, 1973) gibi gotik film alt türüne girmesine sebep oluyor. Bir süre öyle bir yol izleyip“Hayalet Gemi” (“Ghost Ship”, 2002) örneğinde uygulandığını gördüğümüz ‘perili gemi filmi’ formülüne de giriyor. Ardından bir slasher filmi gibi hareket ederek, bir katil çıkarıyor karşımıza. Röntgenci kamerasıyla o alana olan hakimiyetini de hissettirme olanağı yakalıyor.
Ancak 2007 yapımı İspanyol filmi “Timecrimes”ın (“Loscronocrimes”) metodlarıyla bir zaman yolculuğu filmi sunduğu gerçeği daha aktif hale geliyor zamanla. Hatta filmin Nachol Vigalondo’nun iddiasını yüzde yüz bir sonuca ulaştıramadığı o eserin özündeki fikri, profesyonel ve iyi işlenmiş versiyonu olduğu söylenebilir. Ancak bu duruşun “Şeytan Üçgeni”nin içinde klonlama filmine kaydığını da görebiliyoruz.
Hitchcock etkili bir film modeli
Nihai sonuçta “Şeytan Üçgeni”, akla Hitchcock’un o suspens (Hitchcock için kullanılan ‘şüphe’ anlamındaki özel terim) dolu filmlerini getiren, başı sonu belirsiz ve zeki bir eser. Bu yolunda da aslında anne olmasıyla öne çıkan ve otistik oğluyla ilişkisinden yol aldığımızı düşündüğümüz Jess karakterinin gözünden akıyor. Buradan da biraz “Dövüş Kulübü” (“Fight Club”, 1999) ekolüne ya da “Makinist”in (“The Machinist”, 2004) formülüne yaklaşıyor zaman zaman. Fakat yönetmenin esasen atmosfer ve psikolojik görsel dünya için yola çıktığı ortada.
Zaten bunu da daha ilk sahnede Jess’in evden çıkışını sıçramalı kurgu ve harekette kesme gibi ana akışı bozan hareketlerle göstererek ve birkaç anı atlayarak veriyor. Filmin devamında da bu teknikler sürüyor. Lafın özü Chris Smith, burada ana akışı dağıtma peşinde. Etraftaki görsel tercihleriyle de yapaylık salgılıyor çokça. Bu da film modelinin yenilikçi yolunun kapısını aralayan en önemli unsur aslında.
Esas katil, ölüm-yaşam arasında sıkışmışlık
Ancak burada Chris Smith’in esas amacı ölüm-yaşam arasında kalmışlıkla yani arafla ya da dünyanın kısırdöngü olmasıyla ilgili bir film çekmek. Yani bilimkurgu ve korku sularında dolaşıyor. Bunu deneyen “The Dark” (2005), “Aynalar” (“Mirrors”, 2008) gibi filmlerin ille de ‘köklü bir şeye bağlayalım’ klişesinden sıyrılıp özgün bir şey yaratması da önemli bir yere oturtuyor “Şeytan Üçgeni”ni. Aslında bu açıdan bakınca, dünyada bir alacağı kalmış hayalet motifini kullandığı da ortaya çıkıyor filmin.
Tüm bunları yaparken ise Aelos gibi bir rüzgar tanrısını da arka fona yerleştirmeyi de ihmal etmiyor Smith. Nihai sonuçta ise filmin ismi ‘Triangle’ın esas çevirisinin ‘Üçgen’ olduğunu düşünürsek, korkuda ‘üçgen filmi’ ya da başka bir isimle anılacak yeni bir alt tür açtığı söylenebilir. Bunun gotik filmin alt-alt türü olma olasılığı da var elbette. Ancak yönetmenin yeni bir şey yaptığı kesin.
Burada filmin sürprizlerini çok fazla açmamak için derin bir analiz yapmak doğru değil, izlemeyenler için… Ancak “Şeytan Üçgeni”nin her kısmında farklı bir korku yönetmenliği stili benimsemesi dahi Chris Smith’in çok yönlülüğünü ve türe hakimiyetini ispatlamaya yetiyor aslında…
Kerem Akça’nın Önerdiği 15 DVD:
1-Gir Kanıma (Let the Right one in/Lat Den Ratte Komma In)
2-Şeytan Üçgeni (Triangle)
3-Yaman Tilki (Fantastic Mr. Fox)
4-Avatar
5-Gitar (The Guitar)
6-Orada
7-Yankı (The Echo)
8-Vavien
9-Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay (Twilight Legacy: New Moon)
10-Aşk Dersi (An Education)
11-Yaz Oyunları (Sommarlek)
12-Ağustos (August)
13-Ada: Zombilerin Düğünü
14-Yahşi Batı
15-Alvin ve Sincaplar 2 (Alvin & the Chipmunks 2)
Not: Liste, son 2 ayda çıkan DVD’lerden oluşturulmuştur. Her hafta güncellenecektir.
