Devlerin Günahı

Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini The Mission ve The Killing Fields (Ölüm Tarlaları) filmleriyle iki kez Oscar’a aday gösterilen Roland Joffé üstleniyor. 1936-39 yılları arasında  İspanya Sivil Savaşında geçen bu büyüleyici hikaye muhteşem görüntüler ve epik bir anlatımla sinemaya aktarılmış.

categoriaDram commento0 Yorum data26/05/2011

Gönül Avcısı

Havalar ısınmaya başlayınca sinemanın romantik komedi dozu da artmaya başladı. Aslında bu filmler konusu ne olursa olsun birbirinin tekrarı… Mutlaka insanlar yanlış kişilerle evlenmek üzere oluyor ve onlara doğru yolu gösterecek birileri karşılarına çıkıyor ve ondan sonrası sonsuz bir mutlu son’a uzanıyoruz. Bizde sinema aşkı adına birbirinin tekrarı olan bu öyküleri yiyoruz!

Şeytanı Gördüm

Güney Kore filmlerinin kendine has havası beni her zaman heyecanlandırıyor. Konu ne kadar basit olsa da, işleyiş, diyaloglar, konuşma tarzı beni benden alır. Şeytanı Gördüm izleyici biraz yerden yere çalan bir film ve bitmek konusunda hiçbir düşüncesi yok. Kore’de yaş sınırlaması nedeniyle neredeyse yasaklanma seviyesine gelen film, bütün konusunu şiddetten alıyor.

Zor Hedef

Fred Cavaye yani bu filmin senarist ve yönetmeni. Kendilerini Fransız aksiyon sinemasında bir yer edinmeye çalışıyor zira 2008’de çektiği Por Ella/ Aşk Uğruna filminde haksızlığa uğrayan karısını hapisten kurtarmak için mod değiştiren bir adamı anlatıyordu, sonra geçen yıl Hollywood uyarlaması geldi aynı filmin. Onda sadece senarist olarak vardı doğal olarak Cavaye.

categoriaAksiyon commento0 Yorum data26/05/2011

Ödünç Sevgili

Bir roman çok satarsa hemen ne yapılır? Sinemaya uyarlanır. Bu bizde çok işleyen bir mantık değil, ne yazık ki. En son Bizim Büyük Çaresizliğimiz uyarlandı sanırım. Ama bu çok satan uyarlamaları best seller uyarlamalarına hiç benzemiyor, yani bir Dostoyevski ağırlığı yok. Ödünç Sevgili Something Borrowed’ adlı romandan uyarlama. ‘Yanlış kadın, yanlış erkek’ sendromundan bayağı muzdarip bir film. Ve kişileri doğru yöne kaydırmak için yapmadığı şey kalmıyor.

Troll Avı

Bu mockumentary (kurmaca belgesel) olayı Blair Witch’den yanan aldı başını gidiyor. Gerçek olmayan bir şeyi seyirciye gerçekmiş gibi yutturma olayı Troll Avı’nda zirve yapmış durumda. Maliyet düşük, gişe bu gerçeklik hissiyatından ötürü epey tavan yapıyor ve insanlar yalan bir gerçekliğe inanmak için bu tarz filmleri tercih edebiliyor.

categoriaBilim Kurgu commento0 Yorum data26/05/2011

Beastly

Okulun şımarık, popüler prensi konumunda olan 17 yaşındaki Kyle’ın son hedefi, hakkında büyücü dedikoduları dönen, sıra dışı ve tuhaf sınıf arkadaşı olan Kendra’yı küçük düşürmektir. Kendra, Kyle’ın bu acımasız tutumundan hiç etkilenmese de, ona bir ders vermeye karar verir ve onu, iç dünyası kadar çirkin ve itici bir varlığa dönüştürür.

Misafir

Bir ilk film denemesi daha. Film aslında konu olarak mantıklı ve ilgi çekici ilerliyor ama kısa bir öyküden uzun bir film çıkarma hevesine girdiği için bazı yerlerde tekrarlara düşüyor. Hayatın anlamını kaçırmış, hayatının iki hareketinden birisini içmek üzerine kurmuş Oktay Paris’ten memleketi Kütahya’ya döndüğünde iyice şaşkına dönüyor. Aile bağları onu fazlasıyla kastığı için uzak bir akrabasının yanında alıyor soluğu.

categoriaDram, Duygusal commento0 Yorum data19/05/2011

Başka Bir Yerde

2010 yılında Venedik’te Altın Aslan kazanan film peşinden bir sürü dedikoduyu da sürüklemişti de. Tarantino’nun jüri başkanı olduğu festivalde Sofia Coppola’nın Tarantino’nun yakın arkadaşı olduğu için ödül kazandığı söylendi. Genelde yalnız ruhları buluşturan ve onlardan keyifli bir birliktelik çıkartan yönetmen Ford Coppola’nın öz be öz kızı, bunu bilmeyen yoktur artık sanırız!

categoriaDram commento0 Yorum data19/05/2011

Kadın İsterse

İstanbul Film Festivali’nde güle oynaya seyrettiğim filmlerden. François Ozon tekrar hareketli komedilerine dönüş yaptı diyebiliriz bu filmle. 1977 yılını, kadın ve erkeğin toplumsal konumunu ve gizli kapaklı ilişkilerini anlatan komedi zevk alırsanız su gibi akıp gidiyor.