X-Men: Birinci Sınıf
Kendi adıma X-Men serisiyle pek haşır neşir olduğum söylenemez. 2000 yılında hayatımıza giren bu bilinmeyenli insanlar herkese pek bir iyi gelmişti. Farkı genetik mutasyonlarla doğan insanüstü yaratıklar. Mutantlar insanlar tarafından dışlanan onlara inanan Prof. Charles Xavier’in etrafında toplanırlar ve güçlerini kontrol etmeyi öğrenirler. Magneto ise tam tersini insanların mutantlarla beraber yaşayamacağını düşünmektedir.
Her bölüm eklemlenen insanlar, mutantlar, savaşlar x men serisini bugünlere yani başlangıca kadar getirdi. Ama bu film bir başlangıcı anlattığı için diğerlerine benzemiyor, kadro da tamamen farklı! Yine Xavier ve Magneto’ya ve onların oluşturdukları topluluğa değiniyor. Yani karakterleri tanıyoruz ve gizemli hikayelere dalıyoruz dünya çapındaki. Nükleer mahşeri anlatan Matthew Vaughn’un X Men:Birnci Sınıf’ın ülkemiz için de özel bir önem ve yeri var çünkü filmde 1960’ların Soğuk Savaş yıllarında Türkiye’ye yerleştirilen Jüpiter füzelerinin tartışması dönüyor.
Filmde, ABD’nin savunma stratejilerinin konuşulduğu bir toplantıda Türkiye’ye füze yerleştirilip yerleştirilmesi konusu oylamaya sunuluyor. Oylama sırasında bir Savunma Bakanlığı yetkilisi “3. Dünya Savaşı’na mı yol açacaksınız?” diyerek öneriye karşı çıkıyor. Bunun SSCB ile ilişkileri gerebileceğine dikkat çekilen toplantıdan çıkan sonuç, füzelerin yerleştirilmesi yönünde oluyor. Yeni “X-Men” filmi, ilk üç filmin yaşını başını almış ana karakterleri Magneto ve Profesör Charles Xavier’in çocukluk ve gençlik yıllarına odaklanıyor. Üstelik özel güçlere sahip, bu mutant kahramanları tarihsel bir dönemin ortasında izleme fırsatı veriyor. 2. Dünya Savaşı sırasında başlayan filmde, Xavier ve Magneto’nun 1960’lara denk düşen gençlik hallerini izliyoruz.
