Yeryüzündeki Son Aşk
Tek duyunuzun ‘dokunma’ olduğu bir distopya hayal edin. Onun içine özgün bir soyut aşk filmi iskeleti yerleştirin. Üzerini de ‘duyusal bir salgın filmi’ ile doldurup, politik-sistemsel değişimleri muhalif motivasyon olarak içeriye ilave edin. İşte o zaman “Yeryüzündeki Son Aşk”ı elde edebilirsiniz. “Tutku Nehri”, “Tutku Çemberi” gibi eserlerindeki ‘ilişki yansıtma simsarı’ izlenimiyle dikkat çeken David Mackenzie, bu sefer insan ırkının tek yaşamsal dayanağının seks, tutku veya aşk olduğu bir dünya hayal etmemizi istiyor.
Uzaylıların Şafağı
Uzaylı istilası filminin ‘mağdur’ ana karakterlerini siyahi çocuk çetesinden seçen, onların lehçesinden bolca beslenen ve sözsel göndermelerle yürüyen bir parodi. İngiliz mizahı dediğimiz o kültürel oluşumdan beslenen “Uzaylıların Şafağı”, Edgar Wright’ın 2000’lerde bıraktığı etkiden güç depolarken hedeflerini çok yüksek koyamamış. Her şeye rağmen “Super 8”in muhafazakar, duygusal ve demode ideolojisinden irkilenlere ilaç gibi gelecek bir film bu.
Kolombiyalı: İntikam Meleği
1960’larda “Siyah Gelinlikli Kadın”da veya “Come Drink with Me”de gördüğümüz ‘kadın katil prototipi’ seneler boyu aksiyona da uzanan bir yol açtı kendisine. “Kolombiyalı: İntikam Meleği”nde ise “Tanrıkent”in Güney Amerika sinemasının ‘suç’ algısına getirdiği stilize ve sosyopolitik devrimden besleniyor. Ancak filmin tek kozu Hollywood standartlarında bir aksiyon bombardımanına imza atan yönetmen Olivier Megaton.
Babamın Penguenleri
Ailesinden kopup kendini iş hayatının kollarına bırakan klişe ‘baba’ prototipinin ‘gerçek sevgi’yi bulma ve çocuklarına tutunma hikayesini sunan aile filmlerinin bir yenisi. Bu sefer baba rolünde Jim Carrey var. Bağlanma ya da sevgi duygusunu ise konuşmayan altı penguen harekete geçiriyor. Elbette çocuklar için ‘doğru dersler’ bulunduran bir yapıt “Babamın Penguenleri”. Ancak mizahi yönlerinin üzerine gitmediği anlarda kabak tadı veriyor işin doğrusu. Sinefiller için ise, ‘Altı Chaplin, bir Carrey eder mi?’ sorusunu tartışmaya açması gibi ilginç bir tarafı var.
Yeşil Fener
‘Öteki’ meselesinden yola çıkan ve Superman ekolünden beslenen çizgi roman uyarlaması “Yeşil Fener”, kendine özgü evreni, aksiyon dozajı ve muhalif alt metinleriyle dikkat çekiyor. Bütün o demode omurgasına karşın Amerikalı bir pilotun tıkanmış varoluşunu; irade, cesaret, enerji gibi kavramlar ışığında ‘dışarıdan gelen tehdit’ odaklı masaya yatırmış. Bu durum da filmin ancak Irak’ta üretilen petrolün şarj edebildiği süper kahramanı yoluyla politik okumalara açılmasını sağlıyor. “Yeşil Fener”, miyadı neredeyse dolan çizgi roman uyarlamalarının bu durumuna set çeker mi bunu tahmin etmek zor. Ancak kendi dünyasında hafif alaycı hali ve çevreci yaklaşımıyla seyirciyi içine almayı beceriyor orası kesin.




