İmkansızın Şarkısı
Haruka Mirakami’nin erken yaşta cinsel tutkuya kapılma meselesini ele aldığı için tartışılan romanı, Tran Anh Hung gibi minimalist yönetmenlik geleneğiyle tanıdığımız Vietnamlı bir yönetmenin gözünden beyaz perdeye yansımış. Ölüm, aşk, cinsellik, vicdan muhasebesi gibi temalar üzerinden soyut tablolarla yürüyen bir ağıt senfonisi tanımıyla anılabilir “İmkansızın Şarkısı”. Ancak filmin bütün o yüksek sinema gücüne ve “Aşk Zamanı” ile akraba yapısına karşın; daha çok hikayesini eksiksiz anlatmayı tercih etmesi, fazla kalıcı olmamasını sağlayacaktır.
Uzakdoğu sinemasının 90’larda çıkan minimalist ekolünün en önemli isimlerindendir Tran Anh Hung. Tsai Ming-Liang ve Hou Hsiao-Hsien ile birlikte iz bıraktığına şüphe yok kendisinin. Özellikle “Yeşil Papaya’nın Kokusu” (“Mùi du du xanh”, 1993) ve “Vertical Ray of the Sun” (“Mua he chieu thang dung”, 2000) en iyi filmleridir. Yönetmenin minimalist stille tablo yaratma ve doğadan psikoloji çıkarma konusunda becerikli bir sanatçı olduğu gerçeği de bu örneklerle ispatlanmıştır.
Hafif pembe dizi estetiği içeren yapı yönetmenin zekasıyla bertaraf edilmiş
“İmkansızın Şarkısı” (“Noruwei no mori”, 2010) ise belli ki onun Haruka Mirakami’nin tartışmalı romanı için tutulduğu ısmarlama bir proje. Ancak Anh Hung burada da ‘tablo’ güdüsünü ve stil becerisini ortaya koyuyor. Gerçek anlamda bir dönem filmi ya da edebiyat uyarlaması olarak anılabilecek bu yapıt 1960’lardan seslenmesine karşın, gerçek anlamda aradaki boşluklardan dem yeme ya da dönem atmosferiyle iğreti durma konusunda bir mağduriyete düşmemiş. Bunun da sebebi Anh Hung’un görüntü yönetmeniyle ince bir işbirliğine girip renkler üzerinden hafif pemde dizi estetikli bir yapı inşa etmesi.
Aslında o alana yakın bir hikaye yapısının izinde ilerlemesine karşın, burada duygusal damarı güçlü de bir hikaye var. Zira arkadaşı Kizuki’nin 17 yaşında ölmesiyle birlikte onun 20 yaşındaki kız arkadaşı Naoko ile birlikte olmaya başlayan Watanabe’nin halet-i ruhiyesi üzerine bir eser bu özünde.
Yönetmen de bu gerçeği öğrendiğimiz filmin 40. dakikasına kadar, gerçek anlamda bir hikaye anlatma becerisi göstermiş. Montaj sekanslar (diyalogsuz, zaman atlamalarıyla ilerleyen müzikli sahneler bütünü), zeka isteyen plan sekansla (kesintisiz sahne) çekilmiş arabanın içindeki intihar sahnesi ve açılıştaki üçlünün bir araya geldiği balkon sahnesiyle de bu duyguyu yakalamakta bir hayli başarılı olmuş. Böylece yedinci sanat için işleyen zihninin faydalarını perdede de görmüş.
İlişkilerdeki cinsel tutku ve soyut aşk meselesi üzerinden yürüyor
Ancak bu motivasyonu Naoko-Watanabe arasındaki süresi beş dakikayı geçen oyuncu yönetimi odaklı solgun-gri renkli plan sekansla da veren yönetmenin o andan itibaren renklerden soyut bir evren yarattığı söylenebilir. Bu bağlamda derinlikli tablolar; Beatles ve Radiohead şarkılarından destek alan plastik bir dünyaya açılıyor, filmin İngilizce isminden de güç alarak…
Watanabe’nin arkadaşının niye cinsel ilişkiye girmediğini anlamadığı Naoko ile ilişkisi ise Midori adlı daha aktif bir kız ile cilveleşmesiyle daha farklı bir noktaya açılıyor. Yani onun yakın arkadaşının cinsel ilişkiye giremeden vefat ettiği kızla ‘yatak uyumu’ yakalaması, soyut bir ilişkinin tabanını oluşturuyor.
Naoko’yla bu durumun ardından yaşanmak istenenler, pişmanlıklar, vicdan muhasebesi ve cinsel karşılıksa çarpıcı bir duygusal damar servis ediyor. Bu da gerçeklik, inandırıcılık ve samimiyet ile seyirciyi kalbinden yakalıyor. Yönetmenin sona yaklaştıkça tercihleri yapmaya başlayan olgun insanların hangi noktalara gidebileceği meselesine kayarken ölüm, aşk, cinsel tutku gibi kavramları farklı bir çerçeveye oturtması dikkat çekici.
Adeta bir ağıt senfonisi denebilir
En ilgisiz izleyiciyi bile kavrayabilecek bir duygusal-dram sunan “İmkansızın Şarkısı”, Anh Hung’ın gözünden bir ağıt ya da melankoli senfonisi olarak anılabilir. Zaten 17 yaşındaki arkadaşı ve 21 yaşındaki kız arkadaşının böylesine garip bağlarla birbirine bağlandığı bir adamın ruh halinin nasıl olmasını beklersiniz ki?
İşte film de bu asap bozuculuk ile seyirciyi içine alıp cinsel içeriği kuvvetli ve seksle ilgili diyalogları yazma becerisi içeren bir duygusal-dram inşa ediyor. Son derece cüretkar bir romanın 60’ların bölünmüş Japonya’sından seslenirken renk kullanımıyla sinema şölenine dönüşmesi de takdir edilmeli.
Edebiyat uyarlamalarının zaaflarını kavrayıp doğadan anlam yaratmayı bilmiş
Anh Hung, belli ki roman uyarlamalarının Hollywood’daki zaaflarını iyi kavramış. Böylelikle dönemi renksel dokuya yerleştirip oyuncu yönetimini öne çıkarırken, müzikler, zeki zaman atlamaları ve uzun planlarla kendi ruhuna yaraşır bir esere imza atmış. Tablo yaratma becerisini burada da göstermesinin yanında ağaçların yeşil tonundan bile belki dört tane ilişki durumu çıkarması şaşılası bir görsel yapıyla buluşturuyor bizleri.
Zira bir süre sonra karlı bölge, ormanlık bölge, evin içi gibi mekanlar, farklı renk dokularıyla ilişkilerin anlam karmaşasını perdeye taşır hale geliyorlar. Yönetmenin gerçek bir dönemsel şölen sunduğunu ve sinemasal portre konusunda kusursuza ulaştığını söyleyebiliriz. Ancak elbette daha cüretkar olmaktansa ‘hikaye anlatma’ güdüsünü öne çıkarmayı tercih etmiş Anh Hung. Bu konuda “İmkansızın Şarkısı”nı ‘soyut bir aşk filmi’ olarak anmak mümkün belki. Ancak işte tam da o noktada filmi eleştiri yağmuruna tutabiliriz.
FİLMİN NOTU: 6.5
Künye:
İmkansızın Şarkısı (Noruwei no mori / Norwegian Wood)
Yönetmen: Tran Anh Hung
Oyuncular:
Süre: 133 dk.
Yapım Yılı: 2010
