Johnny English’in Dönüşü
İkili Oyun
Zamana Karşı
Anadolu Kartalları
Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm
Conan
80’lerin kaslı kahramanlarından ‘Conan’ın 1982 tarihli ilk filminin yeniden çevrimi. Neyse ki o zamanın ‘kılıç’larla yüklü dokusunu yinelemekten ziyade çatısını, aksiyon ve macera özelliklerini güçlendiren fantastik düello, kovalamaca ve çatışma sahnelerinin üzerine kurmayı seçmiş. Bu da 2011 model “Conan”ı demode durmaktan kurtarıp sürükleyici bir beyaz perde seyirliğine dönüştürmüş.
Istanbul
Kocasının kendisini aldatmasıyla soluğu Türkiye’de, kendisine göre ‘gizemli’ bir diyarda alan bir kadının varoluşsal yolculuğunun öyküsü. Katalin’in alt sınıftan bir inşaat işçisine ‘ilgi duyması’yla yeşeren aşka bel bağlayan “İstanbul”, ne yazık ki bunu kaldıracak ne bir yönetmene ne de bir senariste sahip değil. Sadece ‘soyut kültürel buluşma’ üzerinden her ülkedeki çıkışsızlığın farklı boyutlarını ele alma hedefi açısından belli ölçüde takdiri hak ediyor.
Salgın
Karakterlerle özdeşleşerek, lineer hikaye kurgusunu takip ederek, mükemmeliyetçi görkeme-görüntülere kapılarak veya ana akım anlatıyla izlenerek tüketilmeyi reddeden bir salgın filmi. ‘Bir bağımsız film-bir stüdyo filmi’ içeren filmografisiyle bilinen Steven Soderbergh, bu sefer bunların ilkini ikincisinin bütçe ve oyuncu kadrosuyla dengelemiş. Çevreci bir salgın filmiyle dünyanın döngüsel sorunlarına dikkat çekerken, türün kalıplarını bozup ‘ana akışın başı ile sonunun yerini değiştirmek’ gibi dönüşümsel şeylere de imza atmış. İlerleyen dönemde “Salgın”, “Yeryüzündeki Aşk” ve “Körlük” ile birlikte yeni milenyumun ‘postmodern’ algılı salgın filmlerinden biri olarak anılacak ona şüphe yok.






