Sherlock Holmes: Gölge Oyunları
Guy Ritchie’nin yönettiği ve Robert Downey, Jude Law, Jared Harris ile Noomi Rapace’in oynadığı ”Sherlock Holmes: Gölge Oyunları (Sherlock Holmes: A Game Of Shadows)” filmi, macera ve aksiyon sahneleriyle sinemaseverlerle buluşacak.
Hugo
Kolombiyalı: İntikam Meleği
1960’larda “Siyah Gelinlikli Kadın”da veya “Come Drink with Me”de gördüğümüz ‘kadın katil prototipi’ seneler boyu aksiyona da uzanan bir yol açtı kendisine. “Kolombiyalı: İntikam Meleği”nde ise “Tanrıkent”in Güney Amerika sinemasının ‘suç’ algısına getirdiği stilize ve sosyopolitik devrimden besleniyor. Ancak filmin tek kozu Hollywood standartlarında bir aksiyon bombardımanına imza atan yönetmen Olivier Megaton.
Kral Henry
Özgürlük Yolu
Film dokunulmazlık içeren bir konuya, komünizme eleştirel bir bakışla başlıyor. 1940’larda dünya (doğu) kalbini komünizme açmışken ve onun hükümranlığı insanlara mim tuttururken, hapishaneden kaçmayı göze alan bir grup insanın zorlu yolculuğunu anlatıyor film. Komünizmden özgürlüğe kaçış filmi de bir hayli ironik duruyor tabii.
Tehlikeli Yol
Ken Loach tarzı filmleri severim, daha doğrusu Ken Loach filmlerini severim. Ama bu son filminden nedense istediğim etkiyi alamadım. Hikaye güzel aslında ama anlatım tarzı pek bir sıkıcı aksediyor. Askerliklerini de beraber yapan Liverpool’lu iki çocukluk arkadaşının (Fergus ve Frankie) öyküsü perdeye yansıyan.
Kayıp Hazine
İlki 2007’de çekilmişti. Buram buram gençlerden ve tabii kızlardan oluşan bir yatılı okulda, okulu kurtarma girişimleri bir macera doğurmuştu tabii akıllara Hababam Sınıfı’nı getirerek. Tamamen eğlence sineması anlayışı devreye giriyor ve her türden kız hünerleriyle perdeyi dolduruyor. İkincisi yıllar sonra geldi ama gerekli miydi onu sormak lazım.
Hızlı ve Öfkeli 5: Rio Soygunu
Hızlı ve Öfkeli hayatımıza gireli epey oldu. Bebek yüzlü, fazlaca fırlama olamayan Brian’ın içindeki zengin öfkesini dindirmek için direksiyona saldırdığı bir filmdi ilki. Aradan geçen yıllarda bu filmle ilgili aklımda isminden ve bebek yüzlü Brian’dan başka bir şey kalmaması da bu filmlerin sabun köpüğü haline bir kez daha dikkat çekiyor.
Beşinciyi izlerken hatırladığım şeyler de oldu elbet. Mesela bir ekibi toplama hali var gibiydi. Ama as elemanlar Vin Diesel ve Paul Walker ekibin başı yine. Bu kez ekibimiz suç, para, yoksulluk ve erotizm kokan Rio’dalar. İşledikleri suçları toplamı, oradaki suçlara denk düşmüyor ne yazık ki! Ve Rio’daki İsa heykeli bir kez daha döndü tüm kocamanlığıyla perdede.
Bu aralar Rio bir film set olmuş da haberimiz yok. O karmaşa, o erotizm, o bölünmüşlük daha da ilginç kılıyor orayı belli ki! Filmin konusu Rio’da dağıtmış diyebiliriz, zira her şey yerle bir oldu, Amerikalı polis bile bizim hızlı ve öfkelilerin yanında yer aldı. Her şey uyuşturucu tüccarını yerle bir etmek içindi. Uzadıkça uzayan aksiyon sinirlerimizi bozsa da, ekipten kimsenin burnunun kanamaması bize derin bir oh çektirdi. Şehrin sokaklarında sürüklene kocaman kasa iştahımızı kabartmadı değil…
Sonuçta suçlulara hadleri bildirildi, bu uğurda Amerikalı ajanlar bile saf değiştirdi, hız ve öfke bir kez daha kazandı! Bu arada Michelle Rodriguez ilk ve dördüncü bölümde vardı, onu da bu bölümde anmakla yetinmişler ama bir sonrası için de zemin hazırlamışlar ayrıca… Yani altıncı da geliyor galiba, bakalım bu kez hangi ülkeyi birbirine katacaklar!
Arı Kovanına Çomak Sokan Kız
Sokak Dansı
New York’ta yaşayan bir grup dansçı Moose (Adam G. Sevani) ve Natalie (Sharni Vinson) ile beraber çalışmaya başlayınca kendilerini dünyanın en iyi sokak dansçılarının karşısında bulurlar. Karşı karşıya geldikleri yarışmayı kazanan grup tüm hayallerine kavuşurken kaybeden taraf elindeki her şeyi kaybedecektir.



